
Neden banyo lambalarımızı “nem cehennemi”ne sokuyoruz?
Dürüst olmak gerekirse, banyolar elektronik ürünler için bir kabus gibidir. Her yerde buhar var, su sıçramaları meydana geliyor ve sıcaklıklar yaklaşık beş dakika içinde donma noktasından saunaya kadar değişiyor.
Biz ise kızılötesi lambalarımızı IP44 standartlarına göre üretiyoruz. Ama açıkçası, teknik özelliklerdeki bu sınıflandırma, ürünün kullanıcıların evlerinde bozulmasını engelleyemez.
Nem konusunda şöyle bir durum var: Su buharı çok tehlikelidir. Gövdedeki en küçük boşluklardan içeri sızar. Elektrik terminallerine veya kuvars camına ulaştığında işler hızla kötüye gider. Oksidasyon, kısa devreler ve lambanın çalışmaması gibi sorunlar ortaya çıkar.
İşte bu yüzden sadece “umarız çalışır” demiyoruz. Her parti ürünü nemli ve sıcak ortamlara yerleştiriyoruz. Yüzlerce saat boyunca yüksek nem ve sıcaklık altında bırakıyoruz. Aslında onları kasıtlı olarak bozmaya çalışıyoruz. Eğer gizli bir kusur varsa, bunun sizin banyonuzda değil, bizim laboratuvarımızda ortaya çıkmasını istiyoruz.
IP44 sertifikasını elde etmek için tozu ve su sıçramalarını engellemek amacıyla özel contalar ve mühürlü kablo girişleri kullanıyoruz. Ancak ısı da tehlikeli bir düşmandır. Eğer bir conta birkaç hafta sonra deformasyona uğrar veya küçülürse, o zaman su geçirmezlik özelliği kaybolur. Nemin aktif parçalar arasında küçük bir elektrik köprüsü oluşturmasını engellemek için uzun süre testler yapıyoruz.
Ancak bir dezavantaj var: Bir ürünü tamamen hava geçirmez hale getiremezsiniz. Bunu yaparsanız, lamba nefes alamaz ve aşırı ısınır. Bu yüzden tavsiye ettiğimiz montaj mesafelerine çok dikkat ediyoruz. Lambanın serin kalabilmesi için biraz havalandırma alanına ihtiyacı vardır.
Bu ürünlerin ne kadar dayanacağı konusunda tahminde bulunmuyoruz. Onları ısıtarak, kablolara bağlayarak ve çalıştırarak, ya istenen performansa ulaşana kadar ya da yanana kadar test ediyoruz.
Böylece sıcak duştan çıktığınızda lambanızın gerçekten çalıştığından emin olabilirsiniz.